5 Şubat 2010 Cuma

Klarnet Olsun... Bir Duble de Rakı


Geçen facebook denilen merrette dolanırken elinde klarnet olan sakallı hafif bizden marjinalce bir adamın videosunu gördüm. Müziğe yakın ilgi duymam ve kendim de icra etmemden olsa gerek videoyu açma ihtiyacı hissettim.

Video bitmişti ve ben mest olmuştum. O gün; gece olup da yatana kadar bilgisayarı kapatamadım, dışarı çıkamadım, yerimden kıpırdayamadım sonra iki üç küçük kurcalamayla elde ettim videoyu ve meşhur mp3 formatına çevirdim. Tekrar tekrar çaldıkça anason kokmaya başladı ortalık, uzaktakileri özledim, efkarlandım, içmeden sarhoş oldum desem yalan olmaz.

Şimdi de sizlerle paylaşıyorum iyi dinlemeler

http://rapidshare.com/files/346482603/Klarnet_Solo.mp3.html
Share/Save/Bookmark

2 Şubat 2010 Salı

Rakı'da Muhabbet Sihiri


Yaklaşırsa beklenen o gün sınırını zorlarsa hayat, limitini aşmakta ısrarcı bir tutum gösterirse, yüzünüze bakanların gülücüklerle dolu olmasına rağmen size nefret duyduklarını hissediyorsanız, o gün gerçek dostlar ile muhabbet etmeye ihtiyaç duyduğunuzun göstergesidir. Muhabbeti de anlamlı kılan nezih bir rakı sofrasından başkası değildir. Eğer usulüyle içiyorsa, rakı sofrasının adabını almış, oturmasını kalkmasını bilen ve sizi dinleyen, anlattıklarınıza değer veren bir dostunuz varsa o gün iki duble rakıyla iki lafın belini kırmak tonlarca para dökülen psikolojik seanslarından dahi iyi gelecektir.

Bana göre rakının olmazsa olmazı taze balık ve cacıktır. Zaten balığın yanında rakı almadığınız takdirde balık tabağında içten içe gülermiş, “beni hangi saf yiyor acaba” diye. Sanırım kendimize güldürmekte istemeyiz. Muhabbet koyulaştıkça artık üslup ağırdan değiştiğini hissedildiği an rakı içmeyi kesmek lazım ki üstatların da belirttiği gibi 2 dubleden fazlası bünyeye zarardır. O nedenle rakı içilen kişide en az rakı sofrası kadar kaliteli olacak ki rakı bünyeye şifa, dertlere deva olsun. Yoksa saygıda kusur kalmaz, kaç yaşında olursan ol delikanlıya yakışmaz

Gece bittikten sonra yatağınıza yatarken mutlu ve huzurlu hissediyorsanız kendinizi sofranın hakkını vermişsiniz demektir.Bir çare bulamazsanız dahi kendinize, ruhunuza çare olunmuştur zaten siz hissetmesenizde. Rakıdaki muhabbet, edebiyle içildiği için sihrini göstermişir
Share/Save/Bookmark

10 Ocak 2010 Pazar

Adı Olmayan Şiirler Serisi

Bir umuttu yaşanılanlar
Son bir öpücüktü bıraktığın yanağımda
Hiç unutmayacağım sıcak soluğun
Yaşanmışlığın kokusu sinmiş kokuna
Yarım kalmış kokuma karışmış hayalin
İssiz, sargın, bir başına
Umudun yarısı uzaktaki benin habercisi
Kaçışımın sesiydi o esen rüzgar
Savrulan bir yapraktı belki de
Ama gerçekti yok oluşun gözlerimin önünde
Günden güne uzaklara açtığın yelken gerçekti
O yüzden sorma bir daha bana
Neden uzakta bir yere bakıyorsun diye
Neden gözlerin hep bir arayış içinde diye
Umudun izleri kalmış hala benliğimde
Belki bir gün izinsiz bağıra çağıra geri döner diye…
Share/Save/Bookmark

AZ TEMBELİM İDARE EDİN

Ne yazık ki yazdıklarımı günü gününe yayınlıyamıyorum. Pc ye aktarmayı da bir vakit sayarsanız bu toplu yazılarıma alışacaksınız. Beni siz anlarsınız hepiniz öpüldünüz
Share/Save/Bookmark

BİLGİNLE YARDIR


Facebookta “Biliyor musun?” adında bir hayran sayfası var. İçinde gündelik hayatta hiçbirimizin işine yaramayacak abuk subuk bilgiler var. Mesela timsahların dilleri damaklarındaymış. Aman ne lazım, görünce bizi dondurma gibi yalar; yad da tırnaklarımız bir yılda 3,75 metre uzarmış. Sanki kesmesek küre daha çok ısınacak.

İnsanoğlu öğrenemeye aç ama taa biz ilkokuldan beri kafamıza ,beynimize işimize yaramayacak o kadar çok gereksiz bilgi ile doldurdular ki, artık “yeter ulan!!” seviyesine geldik. Neden derseniz biz Türk milletinde herkes her şeyi bilmek zorundadır. Örneğin bir Türk erkeği araba ,musluk vb.. tamir etmeyi bilmek zorundadır. Kısaca tamir çeşitleri desek cuk oturur. Her Türk vatandaşı siyasetten anlar, futboldan anlar. Uzmanlaşmanın gerekliliği gayet gereksizdir.

Uzmanlaşmanın ne yazık ki kıt olduğu eğitim sistemimiz içinde gereksiz bilgi ,bize her nedense gerekliymiş gibi geliyor. Anladığımız yada yetenek eğilimimizin yoğun olduğu uğraşı da bulamayınca ne yazık ki üçüncü dünya ülkesi statüsünden de çıkamıyoruz.

Biliyor musun sayfasının üyesi 2.600 küsürdü en son baktığımda.Ama şimdi bende merak ettim lan acaba beynimin hangi lobu işeme emrini veriyor :)
Share/Save/Bookmark

BİR BAŞARIM OLSUN MÜMİN EMMİ


Hiç var mı aranızda şu Mümin Sekman amcamı okuyan. Kişisel gelişimcidir kendisi en yazarından. Yalnız kendisi tek yönlü bir gelişmeye olanak tanıyor sadece. “BAŞARI”

Yazarın ilk kitabını “Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da Yoldan Çekil” adında olması beni gizemli bir dünyaya götürdü. Uzun ve şaşalı bu cümleye hipnoz olmuş gibi kitabı hiç tereddütsüz aldım. O kadar kitabın arasında çaat diye gördüm. Bir kere adı uzun ben ne yapayım. Okumaya başlamadan da hayatın anlamını bulacağımı beklemiyordum zaten. Ama kitabın ismi ilk okuyuşta insanda hipnoz etkisi bırakmıyor mu? Adının uzunluğuna paralel içeriği de zengindir diye bir hissiyatı oluyor insanın. İşin aslı öyle de dolu dolu bir kitap ama tek yönden dolu. Amacı tekmiş meğersem.

Size tavsiyem kitabın ilk on yedi sayfasını okuyum, ardından başa dönün kaç “başarı” kelimesi geçiyor bir sayın. Kitap Guinnes’e gözü kapalı girer. Bir de her durum harita ile ilişkilendirilmiş. Çok güzel bir örneklendirme ama başarılı insanlara tek örnek yeter mi. Kitabı okudukça” ulan bi yerde bi sarınsam, bi başarılı olsam dünya mutluluğu avuçlarımın içinde” diyorsunuz. Yalnız güzide yazarımız şuraları atlamış. Başarının karşılığı para ve dünyevi zevkler değil mi. Peki ya aile, sağlık. Bunlar başarının olmazsa olmaz unsuru değil mi

Mümin emmi kitabın çok güzel ve yol gösterici ama bir başarı rehberi bile hazırlıyor olsan. Şu bahsettiğim “başarının önündeki unsurları” atlamayacaktın. Sağlıcakla
Share/Save/Bookmark

AÇILIN BEN UZMANIM


Lan ben bu konunun uzmanıyım, benim üstümde adam yok kralını tanımam dediğiniz bir alan, bir uğraş varsa; sizden şanslısı yoktur, buna inanın. Tabi uzmanlaşılan konunun üzerinde zaman ve emek harcanmış olduğu kesindir yoksa, uzman olduğunuzu bir daha düşünmeniz lazım yanlış doğuştan gelen yetenekleri de inkar etmek aptallık olur. Sonuç olarak emek ve yetenek birleşince sonuçta mükemmele yaklaşıyor.
Bende ne yazık ki böyle bir yetenek yok. Ama olmasını çok isterdim. Bağlama çalıyorum benden iyisi var, araba kullanıyorum yarışanlar var, bilgisayar bilgim iyidir ama hackerler var, şiir yazıyorum Can Yücel var, var da var … Ama Kasparov öyle mi adam satrançta tıpası tutan varsa gelsin diyor. İnsan üretmesine rağmen insanüstü düşünce yetisi olan bilgisayara bile kafa tutuyor ki bilgisayarın milyon olasılığı hesaplama sı saliseler alıyor.
İnsan imrenmiyor değil :)
Share/Save/Bookmark